Sürdürülebilir Kozmetiğin Önemini Anlamak

Sürdürülebilirlik, kaynakların sömürülmediği, teknolojik gelişmenin yönlendirilmesi ve kurumsal değişimin uyum içinde olduğu ve insan ihtiyaçlarını ve isteklerini karşılayabilme potansiyelinin hem günümüzde hem de gelecek için korunduğu dengeli bir ortamda değişimin sağlanması olarak tanımlanmaktadır.

Mevcut sürdürülebilirlik kavramı ilk kez 1987 yılında yayınlanan Brundtland Raporu’nda ortaya çıktı. Ortak Geleceğimiz olarak da adlandırılan, Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan Brundtland Raporu, ekonomik gelişme ve küreselleşmenin olumsuz çevresel sonuçları konusunda ilk uyarıyı yaparak, sanayileşme ve nüfus artışından kaynaklanan sorunlara çözüm önerileri getirmeye çalışmıştır.
 
Sürdürülebilirlik basit bir prensibe dayanmaktadır: Hayatta kalmamız ve refahımız için ihtiyacımız olan her şey, doğrudan veya dolaylı olarak doğal çevremize bağlıdır. Sürdürülebilirliği sürdürmek, şimdiki ve gelecek nesilleri desteklemek için insanların ve doğanın üretken bir uyum içinde var olabileceği koşulları yaratmak ve sürdürmek ile mümkündür.

Kozmetik ürünlerin ambalajlarının çevresel etkilerini araştıran The LCA Centre tarafından, geri dönüştürülebilir ambalajların kullanılmasıyla, sadece kozmetik sektörünün neden olduğu karbon emisyonunu oranının %70 azaltılabildiği raporlanmıştır. Kozmetik şirketlerin palm yağı üretimi için ormanlık alanlarda inşa ettiği tarımsal üretim merkezlerinin, dünyadaki yağmur ormanlarını her yıl daha da azalttığı ve her yıl atmosfere daha fazla karbondioksit salınımına sebebiyet verdiği görülmüştür.
 
Özetle, kozmetik ürünlerinin üretim, dağıtım ve tüketim süreci, sürdürülebilir olmadığı takdirde dünyaya büyük zararlar vermektedir.
 
Bu hususta, çevreye ve yaşama duyarlı bu üretim anlayışı doğayı, hayvanları ve insan emeğini tüketmeyen yepyeni bir kozmetik ekolünü ortaya çıkardı: ‘Sürdürülebilir kozmetik’ veya diğer adıyla ‘Yeşil Kozmetik’.
 
Sürdürülebilir kozmetik, çevresel atık üretmeyen, insan sağlığını riske atmayan, üretiminde hayvanların zarar görmediği, çok bileşen yerine az bileşenden oluşan, hammadde kaynağını yenilenebilir malzemelerden elde eden ürünlerdir.
 
Yeşil pazara girmek isteyen tüm firmaların, pazarın potansiyeli dahil olmak üzere sürdürülebilirlik konusunda tüm ayrıntıları bilmesi gerekmektedir. Yeşil kozmetik, çevre dostu formülasyonlar, üretim uygulamaları veya paketleme yöntemleri kullanan ürünleri tanımlamak için kullanılmaktadır. Kozmetik sektörü açısından “yeşil” ve “sürdürülebilir kozmetik”, yenilenebilir hammaddelerden üretilen doğal içeriklerin kullanıldığı kozmetik ürünler olarak tanımlanmaktadır.
 
Sürdürülebilir kozmetiğin kriterleri nelerdir?

  1. Daha az çevresel etkiye sahip temiz içerikler,
  2. Geri dönüşüme uygun, daha az atık oluşturan sürdürülebilir ambalaj,
  3. Biyoçeşitliliği koruyan veya atık oluşumunu azaltan içerik/malzeme,

Kozmetik ürün gruplarında kullanılan sürdürülebilir olmayan hammaddeler nelerdir?
Bir kozmetik ürününün sürdürülebilir olması için şu maddeleri içermemesi gerekmektedir.

  • Ftalatlar, Boratlar, Mikroplastik boncuklar, Sodium Laureth Sulfate (SLS), PFAS, Parabenler, BHT, Formaldehit salan koruyucular vb.

 Sürdürülebilir kozmetik ürün etiketlerinde yer alan çevresel iddialar aşağıdaki kurallara uygun olmalıdır.

  • Yasal uygunluk,
  • Doğruluk,
  • Kanıt desteği,
  • Dürüstlük,
  • Adil olma,
  • Bilinçli karar verme,
  • Kozmetik ürünlerin sürdürülebilir olduğunu gösteren diğer bir etken sahip olduğu sertifikalardır.

Fairtrade işaretine sahip bir ürün, üreticilerin ve işletmelerin uluslararası kabul görmüş ve bağımsız olarak sertifikalandırılmış standartları karşıladığı anlamına gelir.                                                             

Rainforest Alliance, sorumlu işletmeciliği yeni normal haline getirmek için iş, tarım ve ormanların kesiştiği noktada çalışan, kar amacı gütmeyen uluslararası bir kuruluştur. Ormanları korumak, çiftçilerin ve orman topluluklarının geçim kaynaklarını iyileştirmek, insan haklarını desteklemek ve iklim krizini hafifletip uyum sağlamalarına yardımcı olmak için bir ittifak kurulmaktadır.

UEBT, kaynak kullanımını saygıyla destekleyen, kar amacı gütmeyen bir dernektir. Malzemelerin biyolojik çeşitlilikten etik olarak tedarik edilmesi yoluyla doğayı yeniden canlandırmak ve insanlar için daha iyi bir gelecek sağlamak için çalışmaktadırlar. UEBT, biyolojik çeşitlilikten bileşenlerin etik olarak tedarik edilmesi konusunda şirketlerle yaptığı çalışmalarla uluslararası alanda tanınmaktadır.   

Fair for Life, tarım, imalat ve ticarette adil ticaret için bir sertifika programıdır. 2006 yılında Swiss Bio-Foundation tarafından IMO Group ile işbirliği içinde oluşturulmuş ve ardından organik tarım paydaşlarından gelen belirli bir talebi karşılamak için 2014 yılında Ecocert Group tarafından devralınmıştır.

Adil fiyatlandırma kavramının ötesinde ve kuruluşunun en başından beri Fair for Life, “sorumlu tedarik zincirleri” kavramının farkındadır: uzun vadeli bir vizyona sahip olmak, samimi bir taahhütte bulunmak ve tedarik boyunca sorumlu davranmaktadır.

Cruelty-free: Bir kozmetik ürünün üretim ve dağıtımının hiçbir aşamasında hayvanlar üzerinde deney yapılmadığını ve zarar verilmediğini belgelendiren sertifikadır.

Sürdürülebilir bir Dünya için, seçimlerimizi yaparken daha özenli davranıp alışkanlıklarımızı daha iyi olanla değiştirmemiz gerekmektedir. Bu nedenle, Sürdürülebilir yaşama katkı sağlamak adına sürdürülebilir kozmetiğe destek veren firmaların sayısının artmasını diliyoruz!!!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir