DuyurularGenelMevzuat

Doğanın Sarsılan Dengesi: Mikroplastikler

Mikroplastikler, günümüzde neredeyse Dünya’daki her bir çatlağın içine sızmış durumda!

Kulağa oldukça korkunç gelen bu gerçek, peşindeki çok daha korkutucu bir tablonun habercisi. Hepimizin tatil deyince ilk aklına gelenlerinden biri olan Maldivler, endişe verici bir yanlış atık yönetiminin sonuçlarıyla karşı karşıya. Zengin deniz biyo çeşitliliği ile tanınan ada zinciri, aynı zamanda plajlarında ve kıyıya yakın sularında dünyanın en yüksek mikroplastik seviyelerine ev sahipliği yapıyor.

Günümüzde balıklar, diğer deniz ve tatlı su yaban hayatı için yapılan araştırmalar, mikroplastiklerin üreme sistemlerini bozduğunu, büyümeyi engellediğini, iştahı azalttığını, doku iltihabına ve karaciğer hasarına neden olduğunu ve beslenme davranışını değiştirdiğini gösteriyor.

Peki bu korkutucu sonuçlara neden olan mikroplastikler nedir, yakından inceleyelim!

Mikroplastikler, plastik kirliliğinin bir sonucu olarak çevrede oluşan, büyüklüğü 5 mm’den az olan küçük plastik parçalarıdır. Mikroplastikler, kozmetikten sentetik giysilere, plastik torba ve şişelere kadar çeşitli ürünlerde bulunmaktadır. Bu plastikler, polimer zincirlerinde birbirine bağlı karbon ve hidrojen atomlarından oluşmaktadır. Ftalatlar, polibromlu difenil eterler (PBDE’ler) ve tetrabromobisfenol A (TBBPA) gibi diğer kimyasallar da mikroplastiklerin içerisinde bulunmakta ve bu kimyasal katkı maddelerinin çoğu çevreye girdikten sonra plastikten sızarak önü alınamayan kirliliklere neden olmaktadır.

Mikroplastiklerin “birincil ve ikincil” olarak iki temel türü bulunmaktadır.

Birincil mikroplastik örnekleri arasında kişisel bakım ürünlerinde bulunan mikro boncuklar, endüstriyel üretimde kullanılan plastik topaklar (veya beşikler) ve sentetik tekstillerde (ör. naylon) kullanılan plastik lifler bulunmaktadır. Birincil mikroplastikler, çeşitli kanallardan herhangi biri aracılığıyla doğrudan çevreye girmektedir. Ürün kullanımı (örneğin, evlerdeki atık su sistemlerinde yıkanan kişisel bakım ürünleri) üretim veya nakliye sırasında kasıtsız olarak dökülmeler veya yıkama sırasında aşınma (örneğin, sentetik içerikli çamaşır yıkama) gibi.

İkincil mikroplastikler, daha büyük plastiklerin dalga hareketi, rüzgar aşınması ve güneş ışığından gelen ultraviyole radyasyona maruz kalma yoluyla oluşmaktadır.

Mikroplastiklerin bu iki türü de, doğa ve canlı yaşamı için büyük tehlikeler barındırmaktadır. Bu tehlikelerden biri hakkında görüşünü sunan Flinders Koruma Biyoloğu Karen Burke Da Silva, “Mikroplastiklerin boyutunun son derece önemli olduğunu söylemekte ve küçük balıklar ve omurgasızlar tarafından yutulan mikroplastiklerin daha sonra ise bunlar daha büyük balıklar tarafından tüketildiğinde tehlikenin boyutunun arttığını” gözler önüne sermektedir. Bu balıklar insanlar veya diğer canlılar tarafından yendikçe sonu gelmez bir döngü başlamış olmaktadır.

Bilim adamları hala araştırmalarının altında yatan temel sorunun cevabına ulaşmaya çalışmaktadır. Mikroplastiklerin yutulması insan sağlığına ne gibi zararlar veriyor?

Doğanın dengesinin değişmesi ve bu değişen dengelerin, insanları sarsacağı gün çok da uzakta görünmüyor!

KAYNAKÇA

[1] https://www.britannica.com/technology/microplastic

[2] https://www.nationalgeographic.com/science/article/microplastics-in-virtually-every-crevice-on-earth

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir